Kapatmak için ESC'ye basın

Okul ikliminin, öğrencilerin okullarına olumlu aidiyet hislerindeki etkisi

Sibel Durak
Bahçeşehir Koleji Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR) Bölümü Direktörü

Bir Öğrenci Okuluna Nasıl Aidiyet Hisseder?

Bir öğrencinin okuluna giderken hissettiği duygu, aslında o okulun nasıl bir okul olduğunun en güçlü göstergesidir. İstekle mi geliyor, yoksa zorunluluktan mı?

Bu sorunun cevabı hem öğrenci hem de okul için çok kıymetlidir. Çünkü bir öğrencinin öğrenmeye açık olması, kendini güvende ve değerli hissetmesiyle başlar. Tam da bu noktada karşımıza çok önemli bir kavram çıkar: okul iklimi.

Okul İklimi: Görünmeyen Ama Hissedilen Güç

Okul iklimi; bir okulun duvarlarında değil, ilişkilerinde yaşar. Okul müdürü başta olmak üzere tüm yöneticilerin tutumunda, öğretmenin öğrenciye yaklaşımında, öğrencilerin birbirleriyle kurduğu bağda ve hatta okulun günlük işleyişinde kendini gösterir.

Araştırmalar, okul ikliminin sadece bir “ortam” değil; öğrencilerin akademik, sosyal ve duygusal gelişimini doğrudan etkileyen güçlü bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır. Okulda oluşan bu atmosfer; öğrencinin kendini güvende hissetmesi, değerli olduğunu düşünmesi ve en önemlisi “buraya aitim” diyebilmesi üzerinde belirleyici rol oynar.

Aidiyet: Eğitimde Görünmeyen Ama Belirleyici Bir Duygu

Uluslararası araştırmalar, öğrencilerin önemli bir kısmının kendini okula ait hissetmediğini ortaya koyarken; bu durumun yalnızlık, motivasyon düşüklüğü ve okuldan uzaklaşma gibi sonuçlarla ilişkili olduğunu vurguluyor.

Oysa aidiyet hissi güçlü olan öğrenciler;

  • Daha motive olur,
  • Daha fazla çaba gösterir,
  • Okulla daha güçlü bağ kurar,
  • Ve akademik olarak daha sürdürülebilir başarı sergiler.
Okul İklimi ile Aidiyet Arasındaki Güçlü Bağ

Bilimsel çalışmalar, okul iklimi ile öğrenci bağlılığı arasında güçlü ve anlamlı ilişkiler olduğunu da göstermektedir. Benzer şekilde, öğrencilerin okula yönelik olumlu duygular geliştirmesinde; kendilerini güvende, özgür ve değerli hissetmelerinin belirleyici olduğu görülmektedir.

Yani aslında tablo çok net:
İyi bir okul iklimi = Güçlü aidiyet
Güçlü aidiyet = Sağlıklı ve başarılı öğrenciler

Sahadan Bir Gözlem

Uzun yıllardır öğrencilerle çalışan bir eğitimci olarak şunu çok net söyleyebilirim: Bir öğrenci “okulu sevmiyorum” dediğinde, çoğu zaman problem derslerde zorlanması değildir.
Problem, okulda ve okuluyla ilgili kendini nasıl hissettiğidir.

  • Görülüyor mu?
  • Dinleniyor mu?
  • Anlaşılıyor mu?

Eğer bu üç sorunun cevabı “hayır” ise, o öğrenci için okul sadece gidilmesi gereken bir yer hâline gelir. Ama “evet” ise, okul onun için bir yaşam alanına dönüşür.

Peki Ne Yapmalıyız?

Aidiyet duygusunu güçlendiren okul iklimi, çoğu zaman küçük ama etkisi büyük, tutarlı yaklaşımlarla inşa edilir. 

Öğretmenlerin öğrencileri yalnızca akademik performanslarıyla değil, birer birey olarak tanımaya çalışmaları; onların ilgi alanlarını, güçlü yönlerini ve ihtiyaçlarını fark etmeleri, derse başlarken kısa bir “Bugün nasılsın?” sorusuyla duygusal temas kurmaları ve sınıf içinde öğrencilerin fikirlerini görünür kılarak onları karar süreçlerine dahil etmeleri bu duyguyu doğrudan besler. Hata yapmanın eleştirildiği değil, öğrenmenin doğal bir parçası olarak kabul edildiği sınıf ortamları oluşturmak; başarıyı yalnızca notla değil, çaba, gelişim ve emekle birlikte değerlendirmek; tüm öğrencilere adil, tutarlı ve kapsayıcı bir dille yaklaşmak, güven ve değer duygusunu artırır. Bunun yanında iş birlikli öğrenme ortamları, grup çalışmaları ve akran ilişkilerini destekleyen uygulamalar öğrencinin okul içinde kendine bir yer bulmasını kolaylaştırır. 

Okul yöneticileri açısından bakıldığında ise öğrenciyi koridorda ismiyle selamlamak, onlara görüşlerini özgürce ifade edebilecekleri anketler, geri bildirim kutuları ve benzeri alanlar sunmak, disiplin süreçlerini cezalandırıcı değil onarıcı ve geliştirici bir anlayışla yürütmek, tüm öğretmenlerin öğrenciye yaklaşımında ortak ve destekleyici bir ilişki dili oluşturmak aidiyeti güçlendiren temel adımlardır. Ayrıca sosyal sorumluluk çalışmaları, kulüp etkinlikleri ve öğrenci liderliği fırsatlarıyla öğrencilerin okul yaşamına aktif katılımını desteklemek, okul-aile iş birliğini güçlendirmek ve öğrencinin hem okulda hem evde aynı destek duygusunu hissetmesini sağlamak da aidiyet hissini derinleştirir. Bu nedenle aidiyet, büyük söylemlerden çok, okulun her gününde hissedilen insani temas, kapsayıcı yaklaşım ve kararlı tutumlarla güçlenir.

Son Söz

Eğer bir okulda öğrenciler “ben buraya aitim” diyorsa, orada sadece eğitim-öğretim değil, gerçek bir iletişim vardır.