
Elif Terzioğlu
Hocaoğlu Tarım İşletmeleri ve Hayvancılık A.Ş. bünyesindeki Baufarm Yöneticisi
Karadeniz’de fındık üretimi; kadın emeği, dayanışma kültürü ve sahadan beslenen iş birlikleriyle geleceğini yeniden kuruyor.
Karadeniz’de fındık yalnızca bir tarım ürünü değildir. Bölgenin sosyolojik yapısını şekillendiren, aile düzenini belirleyen ve kırsal yaşamın devamlılığını sağlayan temel bir değerdir. Fındık bahçesi bu coğrafyada yalnızca üretim yapılan bir alan değil; emeğin paylaşıldığı, dayanışmanın yaşatıldığı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürdür. Hasat zamanı ise Karadeniz insanı için bir takvim bilgisi değil, yerleşik bir yaşam pratiğidir.
Bu pratiğin en görünmez ama en güçlü taşıyıcısı kadındır. Karadeniz kadını üretimin içindedir; bahçede çalışır, ürünü kurutur, ayıklar, depolar ve çoğu zaman kaliteyi belirleyen en kritik kararları verir. Buna rağmen bu emek, üretim zincirinde hâlâ yeterince tanımlı değildir. Oysa sahaya bakıldığında, fındığın niteliğini belirleyen ayrıntıların büyük bölümünün kadın emeğiyle şekillendiği açıkça görülür.
Karadeniz’in sosyolojik yapısında imece anlayışı güçlüdür. Birlikte üretme, birlikte ayakta kalma refleksi bu coğrafyanın temel kodlarındandır. Kooperatif modeli de tam olarak bu kültürel zeminden beslenir. Kadınların aktif rol aldığı kooperatiflerde üretim yalnızca ekonomik bir faaliyet olmaktan çıkar; bilgi paylaşımı artar, kalite bilinci güçlenir ve emek görünür hâle gelir.
Sektör çoğu zaman fındığı rakamlarla konuşur: rekolte, randıman, fiyat. Oysa sahada fındık, bir ailenin geçim stratejisidir. Bu iki bakış açısı arasındaki mesafe kapatılmadıkça, sürdürülebilir bir üretim yapısından söz etmek zorlaşır. Bu mesafeyi azaltanlar ise sahayı gerçekten tanıyan, üreticiyle temasını koparmayan yapılardır.
Bu noktada Baufarm, fındığı yalnızca bir ürün olarak değil; arkasındaki emeği, alın terini ve kültürüyle birlikte ele alan bir anlayışla sahada yer almaktadır. Baufarm için kadın emeği desteklenmesi gereken bir “sosyal başlık” değil, üretimin kalitesini belirleyen temel unsurdur. Fındığın kurutulmasından ayıklanmasına, seçilmesinden son ürüne uzanan süreçte kadınların bilgiye dayalı emeği; kaliteyi belirleyen asli faktörlerden biridir. Bu nedenle kalite, bu anlayışta masa başında değil, bahçede başlar.
Bu yaklaşımın sahadaki en doğal karşılıklarından biri, Piraziz Kadın Kooperatifi ile yürütülen iş birliğidir. Bölgedeki kadınların bir araya gelerek oluşturduğu bu yapı, üretim sürecinin belirli aşamalarında aktif rol almakta; özellikle kadın emeğinin yoğun olduğu alanlarda sorumluluk üstlenmektedir. Bu iş birliği, Karadeniz’in geleneksel dayanışma kültürünün bugüne taşınmış, sahici bir örneğidir.
Kadın kooperatifleriyle birlikte yürütülen bu çalışmalar yalnızca üretimi değil, emeğin değerini de korur. Kurutma, ayıklama ve ürün seçimi gibi kaliteyi doğrudan etkileyen süreçlerde kadınların aktif olması; ürün niteliğini artırdığı kadar, sahadaki bilgi ve deneyimin güçlenmesini de sağlar.
Bu yapının uzun vadeli karşılığı ise gençlerdir. Karadeniz’de gençlerin tarımdan uzaklaşması çoğu zaman isteksizlikten değil, emeğin karşılık bulmamasından kaynaklanır. Oysa üretimin değer gördüğü, bilginin paylaşıldığı ve birlikte kazanılan modeller; tarımı gençler için yeniden anlamlı hâle getirir. Kadın emeğinin merkezde olduğu, kooperatiflerle güçlenen bu yapılar; tarımı geçmişe ait bir uğraş olmaktan çıkarıp geleceği olan bir yaşam biçimine dönüştürür.
Karadeniz’in sosyolojik yapısı, kadın emeği ve kooperatif bilinci bir araya geldiğinde; fındık üretimi yalnızca bugünü değil, yarını da güvence altına alır. Göçü azaltan, yerel ekonomiyi güçlendiren ve üreticinin emeği üzerinde söz sahibi olduğu bu yapı, fındık için sürdürülebilir bir yol sunar.
Çünkü Karadeniz’de fındık; yalnızca toprağın değil, emeğin, dayanışmanın ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir üretim iradesinin ürünüdür.