
Turaç Top
Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Medya İletişim Merkezi Direktörü
Yeni yıla girerken, kurumların medya ile kurduğu ilişkinin niteliği üzerine düşünmek hepimiz için kaçınılmaz hale geldi.
Görünen o ki, artık mesele, yalnızca “haber olmak” değil; doğru zamanda, doğru bağlamda ve anlamlı bir hikâye ile kamuoyuna seslenebilmekte…
Bugün medya, yalnızca haber aktaran bir mecra değil; kurumların duruşunu, vizyonunu ve toplumsal katkısını ölçen bir ayna. Eğitim kurumları özelinde baktığımızda ise bu ilişki daha da kritik.
Çünkü anlatılan sadece bir başarı hikâyesi değil; geleceği şekillendiren insan kaynağına yapılan yatırımın karşılığı.
Geride kalan yıl, bu anlamda iletişimin dönüştürücü gücünü bizlere net biçimde gösterdi.
BUEK çatısı altında imza attığımız haberlerde uluslararası mezuniyet törenlerinden dünya sıralamalarındaki yükselişe, yapay zekâ zirvelerinden sosyal etki odaklı akademik başarılara kadar uzanan geniş bir yelpazede; medya ile kurduğumuz sağlıklı ilişki, kurumlarımızın küresel görünürlüğünü ve güvenilirliğini pekiştirdi.
Aynı şekilde bir öğrencinin spor başarısı, bir akademisyenin uluslararası bir ağa kabulü ya da bir girişimin küresel pazara açılma hikâyesi, doğru ve sağlıklı iletişimle toplumun ortak gururuna dönüştü.
Ancak burada önemli bir kırılma noktası var: İletişim artık tek yönlü değil. Medya, yalnızca iletileni aktarmıyor; sorguluyor, bağlam kuruyor ve anlamlandırıyor. Bu da kurumlar için daha şeffaf, daha tutarlı ve daha sürdürülebilir bir iletişim anlayışını zorunlu kılıyor.
Sayıların, sıralamaların ve başarıların ötesinde; neden ve nasıl sorularına yanıt verebilen kurumlar, medya nezdinde kalıcı bir yer ediniyor. Yeni yılda iletişim stratejilerinin de bu gerçeklik doğrultusunda yeniden ele alınması gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde öne çıkacak başlıklar oldukça net:
hikâye odaklı anlatım, toplumsal etkiyi merkeze alan içerikler, veriyle desteklenen şeffaf iletişim ve yapay zekâ destekli yeni medya araçları.
Özellikle yapay zekânın yalnızca bir teknoloji başlığı değil, iletişimin bizzat kendisini dönüştüren bir unsur haline gelmesi, kurumların bu alandaki reflekslerini hızlandırmasını zorunlu kılıyor.
Medya ilişkileri açısından bakıldığında ise “erişim” kadar “itibar” kavramı da ön plana çıkıyor. Günümüz okuru ve izleyicisi, abartılı başarı anlatımlarından çok; samimi, ölçülebilir ve insan odaklı hikâyelere kulak veriyor.
Kurumlar için asıl kazanım, bir gün manşet olmak değil; uzun vadede güvenilen bir kaynak haline gelmek.
İletişim, artık destekleyici bir fonksiyon değil, kurumsal stratejinin merkezinde yer alan bir yönetim alanı. Yeni yılda fark yaratacak kurumlar; medyayı yalnızca bir kanal olarak değil, paydaş olarak görenler olacak.
Çünkü güçlü bir iletişim, sadece anlatmaz; bağ kurar, anlam üretir ve geleceği şekillendirir…
Sağlıklı, mutlu, başarılı bir yıl dilerim…