Kapatmak için ESC'ye basın

BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu “Sporda Kadın Liderliği Çalıştayı”nda konuştu

Türkiye Tenis Federasyonu (TTF) ile BM Kadın Birimi (UN Women) tarafından başlatılan HeForShe Türkiye inisiyatifi iş birliğinde düzenlenen “Sporda Kadın Liderliği Çalıştayı” Bahçeşehir Üniversitesinde gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca bir kadın meselesi olmadığını; bir kalkınma ve adalet meselesi olarak bakılması gerektiğini vurguladı. 

Bahçeşehir Üniversitesi Güney Kampüste düzenlenen çalıştaya basın mensupları yoğun ilgi gösterdi. Spor kurumlarında kadınların liderlik rollerine erişiminin artırılması, karar alma süreçlerine eşit ve anlamlı katılımının desteklenmesi ve kapsayıcı yönetişim anlayışının güçlendirilmesi konuları ele alınan etkinlikte konuşan BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, sporun toplumsal dönüşüme etkisine vurgu yaparak şunları söyledi: “Akademik geçmişim siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve politik iktisat alanlarında şekillendi. Bu disiplinlerin bana öğrettiği en temel şey şudur: Toplumsal dönüşüm çok boyutludur ve gerçek değişim ancak farklı alanların kesişiminde mümkün olur. Spor da tam olarak bu kesişim noktalarından biridir. Spor; eşitlik, fırsat, temsil, dayanışma ve özgüven üretir. Bu nedenle sporu yalnızca fiziksel bir faaliyet olarak değil, güçlü bir toplumsal kaldıraç olarak görüyorum.”

‘ÜNİVERSİTELER TOPLUMSAL DÖNÜŞÜME YÖN VERMELİDİR’

“Üniversiteler toplumdan bağımsız düşünülemez; aksine toplumun dönüşümüne yön vermelidir.” diyen Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Üniversitesinin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda üniversiteler arasında dünyada önemli bir yerde olmasına vurgu yaptı. BAU’nun Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları çerçevesinde The Impact Rankings’te dünyada 59’uncu sırada yer alması ve özellikle SKA 5 – Toplumsal Cinsiyet Eşitliği alanında dünyada 2’nci sıraya yükselmesine dikkat çeken Hatipoğlu, “Bu bizim için bir ‘sonuçtur’; esas olan ise bu sonucun arkasındaki zihniyettir. Biz sürdürülebilir kalkınma hedeflerini ayrı ayrı projeler olarak değil, kurumsal DNA’mızın bir parçası olarak ele alıyoruz. Eğitim politikalarımızdan burs modellerimize, araştırma merkezlerimize kadar her alanda bu perspektifi entegre ediyoruz.” dedi.

BAU’DA 91 SPORCU TAM BURSLU OKUYOR

BAU’nun sporculara verdiği öneme de değinen Prof. Dr. Esra Hatipoğlu “Mütevelli heyetimizin takdiriyle 59 öğrenci ve okulumuzun Gençlik ve Spor Bakanlığı ile imzaladığı protokole istinaden 32 öğrenci olmak üzere toplamda 91 öğrencimiz tam burslu olarak eğitim görmektedir. Üniversitemizdeki Erkek Futbol, Erkek Basketbol, Kadın Basketbol ve Kadın Voleybol takımlarındaki sporcular, ilgili branş hocalarımızın tespiti doğrultusunda norm kadro sayılarına göre her yıl tam burslu olarak eğitim almaktadır. Ayrıca, üniversitemizin Gençlik ve Spor Bakanlığı ile birlikte imzaladığı protokol kapsamında, Milli sporcularımız belirli kontenjan dahilinde tam burslu olarak eğitim görmektedirler.” dedi. Sporu profesyonel düzeyde sürdüren gençlerin eğitim hayatlarından taviz vermek zorunda kalmamaları gerektiğine inandıkları söyleyen Hatipoğlu, bu nedenle farklı branşlarda başarılı sporculara burs imkânları sunduklarını dile getirdi.

‘BİR KALKINMA VE ADALET MESELESİ’

Amaçlarının sadece sportif başarıyı ödüllendirmek olmadığını çok yönlü bireyler yetiştirmek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Esra Hatipoğlu sözlerine şöyle devam etti “Sporcu öğrencilerimizin akademik gelişimlerini desteklerken aynı zamanda onların rol model olmalarını, özellikle genç kızlar için ilham kaynağı haline gelmelerini önemsiyoruz. Sonuç olarak şuna inanıyorum: Toplumsal sorunlar disiplinler arasıdır; dolayısıyla çözümler de öyle olmalıdır. Akademi, spor, sanat, teknoloji ve sosyal sorumluluk projelerini birbirinden kopuk değil, birbirini besleyen alanlar olarak tasarlıyoruz. Dolayısıyla toplumsal cinsiyet eşitliği bir ‘kadın meselesi’ değil, bir kalkınma ve adalet meselesidir. Spor ise bu alanda güçlü bir dönüştürücü araçtır. Üniversiteler, federasyonlar, sivil toplum ve uluslararası kuruluşlar birlikte hareket ettiğinde gerçek bir etki yaratabiliriz.”